Nereden başlayalım?
Uzun zamandır
neden bu köşeden uzak kaldığımdan mı?
Yok. Hiç
önemli değil.
Öyle gerekti
yazmadım, yazamadım.
Kaldı ki
uzaktan Bursaspor yazmak da pek kolay değil.
Madem, Antalya’dan
kalkıp soluğu Isparta’da aldık ve çıplak gözle izledik o halde birkaç satır
karalayalım.
Basın
tribününde hepsi benim jenerasyondan Ispartalı gazetecilerin daha maç
başlamadan Bursaspor’u galip ilan ettiği, taraftarının yüksek bilet
fiyatlarından (misafire 650 lira) maça ilgi göstermediği tribüne gelenlerin de
1.000 Bursaspor taraftarının seyrettiği bir ortamda buldum bir anda kendimi…
Maç öncesi
yağış olmayan Isparta’da; “maçın başlamasına çok az zaman kala yağmaya
başlayan yağmur Bursaspor’a dezavantaj olacaktır” düşüncesiyle canımı
sıkarken; çok geçmeden sahada ortaya koyulan futbolla da bu kez endişem
tavan yaptı!
YOK ÖYLE ARMUT PİŞ AĞZIMA DÜŞ!
Rakibe baskı
kuramayan, savruk, iştahsız yeşil beyazlılar, tartışmalı bir penaltı
kararıyla öne geçtiğinde dakikalar 32’yi göstermiş, ama devamı gelirin
ışığını da yakmamıştı.
Tamam,
rakipler, “karşısında Bursaspor olunca bir başka motive oluyor” diyoruz
da Timsah’taki motivasyon eksikliği nedir böyle? Bunu anlayan beri
gelsin.
Uzatmayacağım.
Isparta'da gördüm
ki, bu ligde şampiyon olmak Bursaspor için o kadar kolay olmayacak!
Şampiyonluk
yarışındaki rakiplerinin kazandığı haftada Isparta’da bırakılan 2 puan
ileride çok aranacak, şimdiden söyleyebilirim.
Dedim ya,
çok uzatmayacağım.
Dönüş
yolunda iki arada bir derede yazıyorum üstelik…
Bitirirken
şunları söyleyeyim:
Mustafa Er’in işi çok zor.
Ne var ki,
yaşanan kayıp sonrası asıl gelecek haftalarda yaşanabilecek olası puan
kayıpları sonrası Başkan Enes Çelik ve yönetiminin işi daha da zor olacak!..
Taraftara
ise sabır diliyorum.
Onlar, bu şampiyonluk savaşının en önemli askerleri ve kazanmayı en çok hak edenleri…








Yorumlar